Türkiye'de Afetlerin Toplum Üzerine Etkileri.
İçine Düşülen Duruma Kısa Bir Eleştiri;
Teknik olarak, afetler başlangıçta toplumsal bir problemdir. Ama ne yazık ki, gelişmemiş uluslar da zamanla sistematik bir şekilde bireysel problemlere evrilirler. 6 Şubat Kahramanmaraş Depremlerinde bu evrim 15 gün sürdü mü sürmedi mi? Hatırlayın, yıkılan binaların yıkılma sebepleri arasında depremden çok müteahhitler suçlu görülüyordu. Evet, müteahhitler suçluydu ve aforoz edilmesi gerekiyordu, ama diğer üç parmağın gösterdiği kişilerden veya iktidarlardan sonra, önce değil! Geriye kalan son parmakta oranın halkını gösteriyordu, yani depremzedeleri.
Türk toplumu afetle yüzleşmek, bu sorunun çıkış kaynağını bulmak, bilmek yerine; ne yazık ki, bu büyük çöküşü kilimin altına itmeyi daha doğru buldu.
Toplumsal Etik ve Afetzedelere Vicdan Rahatlatma Yardımı
Etik açıdan bakacak olursak, 3 ay süren vicdan rahatlatma yardımı yağmurundan sonra, afetzedeyi bekleyen sahipsizlik veya sahipsiz kalma kuraklığı Türk toplumunun çürümüşlüğünün en belirgin ifadesidir. Az önce klimatolojik bir üslup kullanmamın temel nedeni, yapılan yardımların bir sağanak gibi susamakta olan bir şehre yağması olarak değerlendirilebilir. Bu benzetme akılda kalması içindir ve konuya hakimiyet katması için kullanılmaktadır.
Şöyle ki, susuzluk çeken bir şehrin yer üstü ve yeraltı su ihtiyaçlarına 3 saat süren bir sağanak yağmur mu etkili olur? Yoksa 3 gün süren sakin bir yağmur mu? Sizce? Muhtemelen sakin yağmurun şehrin kaynakları ve habitatı açısından daha etkili olacağını düşüneceksinizdir ve evet haklısınızdır da, sakin yağan 3 günlük yağmur, sağanak yağan 3 saatlik yağmura bedeldir. Peki neden? Çünkü kontrol altındadır.
Yukarıda "vicdan rahatlatma yardımı" deyimini kullandım. Bunun sebebi 3 saatlik yağmurdu. Türk toplumu bu yardımlar ile sadece kendi vicdanını rahatlattı, 3 saatliğine. Afet bölgesinin ihtiyacı olan ise 3 günlük yardımdı, daha sonrasında ise asla toplumun umurunda değildi, siz söyleyin 3 ay sonra kim depremi konuşuyor? Ben söyleyeyim, Hiç kimse! Ta ki seçim sonuçlarına kadar. Orası da çok ayrı bir olay, çok ayrı bir çürümüşlük!
Afet Değil, İhmal! Doğru Yapılmayan Altyapı Sorunları ve Tercihler
Bakınız, birilerine yardım etmek, onların anayasal haklarına karar vermek değildir! Bu afetin suçlusu sadece siyasi iktidar değildir, siyasi muhalefet, sivil toplum örgütleri, müteahhitler, belediyeler, hatta ve hatta, depremzedelerin kendileridir de, çünkü talep noktası halkın kendisidir. Ama ne yazık ki, talep için bilinç gereklidir. İşte tüm gerçek kapılar bilinçsiz bir toplum olduğumuz gerçeği ile yüzümüze kapanıyor ve yine karanlığın ortasında bir başımıza kalıyoruz. Söylenecek çok şeyimiz var, ama dinleyen var mı bilinmez? Çünkü yüzümüze kapanan tüm kapalı kapılar, bizleri büyük bir karanlığa hapsetti, bu karanlık ise soğuk, sessiz ve yalnız.
Mart 2024


Yorumlar
Yorum Gönder